|



Turk Oguz begleri
budun esidin uzetenri basmasar asra yir telinmeser Turk budun ilinin torunun
kimartati""
Türk, Oğuz beyleri,
kavmi, işitin yukarıda gök basmasa, asağıda yer delinmese Türk milleti ülkeni,
töreni kim bozar?"
(Orhun yazıtları)

Göktürk
İmparatorluğu'nun ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma altı adet yazılı
dikilitaştır. Moğolistan'ın kuzeyinde, Baykal gölününü güneyinde, Orhun ırmağı
vadisindeki Koşo Saydam gölü yakınlarındadır. Bu yazıtlardan Köl Tigin ve Bilge
Kağan yazıtları, Koçho Tsaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge
Tonyukuk yazıtları ise, Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından yaklaşık 360 km
uzakta, Tola Irmağı'nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto (Bayn Çokto)
bölgesindedir. Bilge Tonyukuk yazıtlarının, (Orhun Irmağı civarında olmamasına
rağmen), Orhun yazıtlarıyla birlikte düşünülmesi, anılması Köl Tigin ve Bilge
Kağan yazıtları ile aynı döneme ait olması ve aynı konuları içermesindendir.
Yazıtlar Türk dili, tarihi, edebiyatı, sanatı, töresi hakkında önemli bilgiler
vermektedirler. Türk ve Türkçe adı, ilk kez Doğu Göktürkler dönemine ait bu
yazıtlarda geçmektedir.
Yazıtların üçü çok önemlidir. İki taştan oluşan Tonyukuk 716, Köl Tigin (Kültigin)
732, Bilge Kağan 735 yılında dikilmiştir. Köl Tigin yazıtı, Bilge Kağan'ın
ağzından yazılmıştır. Kültigin, Bilge Kağan'ın kardeşi, buyrukçu ihtiyar
Tonyukuk ise veziridir. Anıtların olduğu yerde yalnızca dikilitaşlar değil,
yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve
kaplumbağa heykelleri, sunak taşları bulunmuştur.
Orhun
Abideleri'ni ilk kez 1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev bulmuştur. 1890'da bir
Fin heyeti, 1891'de de bir Rus heyeti burada incelemelerde bulunmuştur. Bu
heyetler yazıları çözememişlerdir. Fakat 1893 yılında Danimarkalı bilgin Vilhelm
Thomsen, 38 harfli alfabeyi çözerek yazıtları okumayı başarmıştır. Alfabenin
dördü sesli, dördü sessiz harften oluşur. Yazıda harfler birbirine
birleştirilmez, kelimeler de birbirlerinden iki nokta üstüste konularak ayrılır.
Sağdan sola ve yukarıdan aşağıya yazılır. Orhun abidelerinde yazılar yukarıdan
aşağıya yazılmış ve sağdan sola doğru istiflenmiştir.
Kültigin Anıtı:
3,35
metre yükseklikte, kireçtaşından yapılmış ve dört cephelidir. Doğu-batı
cephelerinin genişliği aşağıda 132, yukarıda 122 santimetredir. Kuzey-güney
cepheleri de aşağıda 46, yukarıda 44 santimetredir. Üst kısım kemer şeklinde ve
yukarıda beş kenarlı olarak bitmektedir. Anıttaki satırların uzunluğu 235
santimetredir. Yazıtın doğu yüzünde 40; güney ve kuzey yüzlerinde 13'er satır
Göktürk harfli Türkçe metin vardır. Batı yüzünde ise, devrin Tang İmparatoru'nun
Köl Tigin'in ölümü dolayısıyla gönderdiği Çince mesajına yer verilmiştir. Batı
yüzde Çince yazılar dışında yazıta sonradan eklenmiş Göktürk harfli iki satır
bulunmaktadır. Yazıtın kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı yüzlerinde de (pahlarda)
Göktürk harfli Türkçe metinler mevcuttur. Kültigin yazıtında Göktürk tarihine
ait olaylar, Bilge Kağan'ın ağzından nakledilerek birlik, bütünlük mesajı
verilir. Yazıtın doğu, kuzey ve güney yüzlerinin yazıcısı, Yollug Tigin, batı
yüzünün yazıcısı ise, Tang İmparatoru Hiuan Tsong'ın yeğeni Çang Sengün'dür. Köl
Tigin yazıtının doğu yüzünde, bütün Türk boylarının ortak damgası olduğu sanılan
dağ keçisi damgasına; doğuya ve batıya bakan "tepelik" kısımlarında ise, kurttan
süt emen çocuk tasvirlerine yer verilmiştir. Yazıt, geçen yaklaşık 1300 yıllık
süreç içinde önemli ölçüde tahrip olmuştur. Zira yazıtın doğu ile kuzey
yüzlerini birleştiren kısım yıldırım düşmesi sonucunda parçalanmıştır.
Orijinalinde kaplumbağa kaide üzerinde bulunan yazıt, bu kaidenin de
parçalanması üzerine 1911 yılında, sunak taşından kesilen granit bir blok
üzerine oturtulmuştur.
Güney Yüzü:
Tanrı
gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle işit.
Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki Şadpıt
beyleri, kuzeydeki Tarkat, Buyruk beyleri, Otuz Tatar ........... Dokuz Oğuz
beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle: Doğuda gün doğusuna,
güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun
içindeki millet hep bana tâbidir. Bunca milleti hep düzene soktum. O şimdi kötü
değildir. Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur. Doğuda
Şantung ovasına kadar ordu sevk ettim, denize ulaşmama az kaldı. Güneyde Dokuz
Ersin'e kadar ordu sevk ettim, Tibet'e ulaşmama az kaldı. Batıda İnci nehrini
geçerek Demir Kapı'ya kadar ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine kadar
ordu sevk ettim. Bunca yere kadar yürüttüm. Ötüken ormanından daha iyisi hiç
yokmuş. İl tutacak yer Ötüken ormanı imiş. Bu yerde oturup Çin milleti ile
anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor. Çin
milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek
kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan
sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı
yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti, akrabasına kadar
barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk
milleti, öldün; Türk milleti, öleceksin! Güneyde Çogay ormanına, Tögültün
ovasına konayım dersen, Türk milleti, öleceksin! Orda kötü kişi şöyle
öğretiyormuş: Uzak ise kötü mal verir, yakın ise iyi mal verir diyip öyle
öğretiyormuş. Bilgi bilmez kişi o sözü alıp, yakına gidip, çok insan, öldün! O
yere doğru gidersen, Türk milleti öleceksin! Ötüken yerinde oturup kervan,
kafile gönderirsen hiç bir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursan ebediyen
il tutarak oturacaksın. Türk milleti, tokluğun kıymetini bilmezsin. Açlık,
tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin. Öyle olduğun için, beslemiş
olan kağanının sözünü almadan her yere gittin. Hep orda mahvoldun, yok edildin.
Orda, geri kalanınla her yere hep zayıflayarak, ölerek yürüyordun. Tanrı
buyurduğu için, kendim devletli olduğum için, kağan oturdum. Kağan oturup aç,
fakir milleti hep toplattım. Fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım.
Yoksa, bu sözümde yalan var mı? Türk beyleri, milleti, bunu işitin! Türk
milletini toplayıp il tutacağını burda vurdum. Yanılıp öleceğini yine burda
vurdum. Her ne sözüm varsa ebedî taşa vurdum. Ona bakarak bilin. Şimdiki Türk
milleti, beyleri, bu zamanda itaat eden beyler olarak mı yanılacaksınız? Ben
ebedî taş yontturdum .... Çin kağanından resimci getirdim, resimlettim. Benim
sözümü kırmadı. Çin kağanının maiyetindeki resimciyi gönderdi. Ona bambaşka
türbe yaptırdım. İçine dışına bambaşka resim vurdurdum. Taş yontturdum.
Gönüldeki sözümü vurdurdum ... On Ok oğluna, yabancına kadar bunu görüp bilin.
Ebedî taş yontturdum ... İl ise, şöyle daha erişilir yerde ise, işte öyle
erişilir yerde ebedî taş yontturdum, yazdırdım. Onu görüp öyle bilin. Şu taş
.... dım. Bu yazıyı yazan yeğeni Yollug Tigin.
Doğu Yüzü:
Üstte
mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan
oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk
milletinin ilini töresini tutuvermiş, düzenleyi vermiş. Dört taraf hep düşman
imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tâbi kılmış.
Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar,
batıda Demir Kapı'ya kadar kondurmuş. İkisi arasında pek teşkilâtsız Göktürk
öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş, cesur kağan imiş. Buyruku yine bilgili
imiş tabiî, cesur imiş tabiî. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili
öylece tutmuş tabiî. İli tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylece vefat etmiş.
Yasçı, ağlayıcı, doğuda gün doğusundan Bökli Çöllü halk, Çin, Tibet, Avar,
Bizans, Kırgız, Üç Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı, bunca millet gelip
ağlamış, yas tutmuş. Öyle ünlü kağan imiş. Ondan sonra küçük kardeşi kağan olmuş
tabiî, oğulları kağan olmuş tabiî. Ondan sonra küçük kardeşi büyük kardeşi gibi
kılınmamış olacak, şğlu babası gibi kılınmamış olacak. Bilgisiz kağan
oturmuştur, kötü kağan oturmuştur. Buyruku da bilgisizmiş tabiî, kötü imiş
tabiî. Beyleri, milleti ahenksiz olduğu için, Çin milleti hilekâr ve sahtekâr
olduğu için, aldatıcı olduğu için, küçük kardeş ve büyük kardeşi birbirine
düşürdüğü için, bey ve milleti karşılıklı çekiştirdiği için, Türk milleti il
yaptığı ilini elden çıkarmış, kağan yaptığı kağanını kaybedi vermiş. Çin
milletine beylik erkek evladı kul oldu, hanımlık kız evlâdı cariye oldu. Türk
beyler Türk adını bıraktı. Çinli beyler Çin adını tutup, Çin kağanına itaat
etmiş. Elli yıl işi gücü vermiş. Doğuda gün doğusunda Bökli kağana kadar ordu
sevk edi vermiş. Batıda Demir Kapıya kadar ordu sevk edi vermiş. Çin kağanına
ilini, töresini alı vermiş. Türk halk kitlesi şöyle demiş: İlli millet idim,
ilim şimdi hani, kime ili kazanıyorum der imiş. Kağanlı millet idim, kağanım
hani, ne kağana işi gücü veriyorum der imiş. Öyle diyip Çin kağanına düşman
olmuş. Düşman olup, kendisini tanzim ve tertip edemediğinden yine teslim olmuş.
Bunca işi gücü verdiğini düşünmeden, Türk milletini öldüreyim, kökünü kurutayım
der imiş. Yok olmaya gidiyormuş. Yukarıda Türk tanrısı, Tük mukaddes yeri, suyu
öyle tanzim etmiş. Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye babam
İltiriş Kağanı, annem İlbilge Hatunu göğün tepesinde tutup yukarı kaldırmış
olacak. Babam kağan on yedi erle dışarı çıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip
şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş, toplanıp yetmiş er olmuş. Tanrı kuvvet
verdiği için babam kağanın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş.
Doğuya, batıya asker sevk edip toplamış, yığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş. Yedi
yüz er olup ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş, kul olmuş
milleti, Türk töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince yaratmış,
yetiştirmiş. Tölis, Tarduş milletini orda tanzim etmiş. Yabguyu, şadı orda
vermiş. Güneyde Çin milleti düşman imiş. Kuzeyde Baz Kağan, Dokuz Oğuz kavmi
düşman imiş. Kırgız, Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı hep düşman imiş. Babam
kağan bunca ... Kırk yedi defa ordu sevk etmiş, yirmi savaş yapmış. Tanrı
lûtfettiği için illiyi ilsizletmiş, kağanlıyı kağansızlatmış, düşmanı tâbi
kılmış, dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. Babam kağan öylece ili,
töreyi kazanıp, uçup gitmiş. Babam kağan için ilkin Baz Kağanı balbal olarak
dikmiş. O töre üzerine kağan oturdu. Amcam kağan oturarak Türk milletini tekrar
tanzim etti, besledi. Fakiri zengin kıldı, azı çok kıldı. Amcam kağan
oturduğunda kendim Tarduş milleti üzerinde şad idim. Amcam kağan ile doğuda
Yeşil Nehir, Şantung ovasına kadar ordu sevk ettik. Batıda Demir Kapıya kadar
ordu sevk ettik. Kögmeni aşarak Kırgız ülkesine kadar ordu sevk ettik. Yekûn
olarak yirmi beş defa ordu sevk ettik, on üç defa savaştık. İlliyi
ilsizleştirdik, kağanlıyı kağansızlaştırdık. Dizliye diz çöktürdük, başlıya baş
eğdirdik. Türgiş Kağanı Türkümüz, milletimiz idi. Bilmediği için, bize karşı
yanlış hareket ettiği için kağanı öldü. Buyruku, beyleri de öldü. On Ok kavmi
eziyet gördü. Ecdadımızın tutmuş olduğu yer, su sahipsiz olmasın diye Az
milletini tanzim ve tertip edip ... Bars bey idi. Kağan adını burda biz verdik.
Küçük kız kardeşim prensesi verdik. Kendisi yanıldı, kağanı öldü, milleti
cariye, kul oldu. Kögmenin yeri, suyu sahipsiz kalmasın diye Az, Kırgız kavmini
düzene sokup geldik. Savaştık ... ilini geri verdik. Doğuda Kadırkan ormanını
aşarak milleti öyle kondurduk, öyle düzene soktuk. Batıda Kengü Tarmana kadar
Türk milletini öyle kondurduk, öyle düzene soktuk. O zamanda kul kullu olmuştu.
Cariye cariyeli olmuştu. Küçük kardeş büyük kardeşini bilmezdi, oğlu babasını
bilmezdi. Öyle kazanılmış, düzene sokulmuş ilimiz, töremiz vardı. Türk, Oğuz
beyleri, milleti, işitin: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti,
ilini töreni kim boza bilecekti? Türk milleti, vazgeç, pişman ol!
Disiplinsizliğinden dolayı, beslemiş olan bilgili kağanınla, hür ve müstakil iyi
iline karşı kendin hata ettin, kötü hâle soktun. Silahlı nereden gelip dağıtarak
gönderdi? Mızraklı nereden gelerek sürüp gönderdi.Mukaddes Ötüken ormanının
milleti, gittin. Doğuya giden, gittin. Batıya giden, gittin. Gittiğin yerde
hayrın şu olmalı: Kanın su gibi koştu, kemiğin dağ gibi yattı. Beylik erkek
evlâdın kul oldu, hanımlık kız evlâdın cariye oldu. Bilmediğin için, kötülüğün
yüzünden amcam, kağan uçup gitti. Önce Kırgız kağanını balbal olarak diktim.
Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, babam kağanı, annem hatunu yükseltmiş
olan Tanrı, il veren Tanrı, Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, kendimi o
Tanrı kağan oturttu tabiî. Varlıklı, zengin millet üzerine oturmadım. İşte
aşsız, dışta elbisesiz; düşkün, perişan milletin üzerine oturdum. Küçük kardeşim
Kül Tigin ile konuştuk. Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı
yok olmasın diye, Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçük
kardeşim Kül Tigin ile, iki şad ile öle yite kazandım. Öyle kazanıp bütün
milleti ateş, su kılmadım. Ben kendim kağan oturduğumda, her yere gitmiş olan
millet öle yite, yaya olarak çıplak olarak dönüp geldi. Milleti besleyeyim diye,
kuzeyde Oğuz kavmine doğru, doğuda Kıtay, Tatabı kavmine doğru, güneyde Çine
doğru on iki defa büyük ordu sevk ettim, ... savaştım. Ondan sonra, Tanrı
bağışlasın, devletim var olduğu için, kısmetim var olduğu için, ölecek milleti
diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli, fakir milleti zengin kıldım. Az
milleti çok kıldım. Değerli illiden, değerli kağanlıdan daha iyi kıldım. Dört
taraftaki milleti hep tâbî kıldım, düşmansız kıldım. Hep bana itaat etti. İşi
gücü veriyor. Bunca töreyi kazanıp küçük kardeşim Kül Tigin kendisi öylece vefat
etti. Babam kağan uçtuğunda küçük kardeşim Kül Tigin yedi yaşında kaldı ... Umay
gibi annem hatunun devletine küçük kardeşim Kül Tigin er adını aldı. On altı
yaşında, amcam kağanın ilini, töresini şöyle kazandı: Altı Çub Soğdaka doğru
ordu sevk ettik, bozduk. Çinli Ong vali, elli bin asker geldi, savaştık. Kül
Tigin yaya olarak atılıp hücum etti. Ong valinin kayın biraderini, silâhlı, elle
tuttu, silâhlı olarak kağana takdim etti. O orduyu orda yok ettik. Yirmi bir
yaşında iken, Çaça generale karşı savaştık. En önce Tadıgın, Çorun boz atına
binip hücum etti. O at orda öldü. İkinci olarak Işbara Yamtar'ın boz atına binip
hücum etti. O at orda öldü. Üçüncü olarak Yigen Silig beyin giyimli doru atına
binip hücum etti. O at orda öldü. Zırhından kaftanından yüzden fazla ok ile
vurdular, yüzüne başına bir tane değdirmedi. ... Hücum ettiğini, Türk beyleri,
hep bilirsiniz. O orduyu orda yok ettik. Ondan sonra Yir Bayırkunun Uluğ Irkini
düşman oldu. Onu dağıtıp Türgi Yargun Gölünde bozduk. Uluğ İrkin azıcık erle
kaçıp gitti. Kül Tigin yirmi altı yaşında iken Kırgıza doğru ordu sevk ettik.
Mızrak batımı karı söküp, Kögmen ormanını aşarak yürüyüp Kırgız kavmini uykuda
bastık. Kağanı ile Songa ormanında savaştık. Kül Tigin, Bayırku'nun ak aygırına
binip atılarak hücum etti. Bir eri ok ile vurdu, iki eri kovalayıp takip ederek
mızrakladı. O hücum ettiğinde, Bayırku'nun ak aygırını, uyluğunu kırarak,
vurdular. Kırgız kağanını öldürdük, ilini aldık.O yılda Türgiş'e doğru Altın
ormanını aşarak, İrtiş nehrini geçerek yürüdük. Türgiş kavmini uykuda bastık.
Türgiş kağanının ordusu Bolçu'da ateş gibi, fırtına gibi geldi. Savaştık. Kül
Tigin alnı beyaz boz ata binip hücum etti. Alnı beyaz boz ...... tutturdu.
İkisini kendisi yakalattı. Ondan sonra tekrar girip Türgiş kağanının buyruku Az
valisini elle tuttu. Kağanını orda öldürdük, ilini aldık. Türgiş avam halkı hep
tâbi oldu. O kavmi Tabarda kondurduk ... Soğd milletini düzene sokayım diye İnci
nehrini geçerek Demir Kapıya kadar ordu sevk ettik. Ondan sonra Türgiş avam
halkı düşman olmuş. Kengeris'e doğru gitti. Bizim askerin atı zayıf, azığı yok
idi. Kötü kimse er ... kahraman er bize hücum etmişti. Öyle bir zamanda pişman
olup Kül Tigini az erle eriştirip gönderdik. Büyük savaş savaşmış. Türgiş avam
halkını orda öldürmüş, yenmiş. Tekrar yürüyüp...
Kuzey Yüzü:
...
ile, Koşu vali ile savaşmış. Askerini hep öldürmüş. Evini, malını eksiksiz hep
getirdi. Kül Tigin yirmi yedi yaşına gelince Karluk kavmi hür ve müstakil iken
düşman oldu. Tamag Iduk Başta savaştık. Kül Tigin o savaşta otuz yaşında idi.
Alp Şalçı ata binip atılarak hücum etti. İki eri takip edip kovalayarak
mızrakladı. Karluk'u öldürdük, yendik. Az milleti düşman oldu. Kara Göl'de
savaştık. Kül Tigin otuz bir yaşında idi. Alp Şalçı akına binip atılarak hücum
etti. Az ilteberini tuttu. Az milleti orda yok oldu. Amcam kağanın ili
sarsdığında; millet, hükümdar ikiye ayrıldığında; İzgil milleti ile savaştık.
Kül Tigin Alp Şalçı akına binip atılarak hücum etti. O at orda düştü. İzgil
milleti öldü. Dokuz Oğuz milleti kendi milletim idi. Gök, yer bulandığı için
düşman oldu. Bir yılda beş defa savaştık. En önce Togu Balıkta savaştık. Kül
Tigin Azman akına binip atılarak hücum etti. Altı eri mızrakladı. Askerin
hücumunda yedinci eri kılıçladı. İkinci olarak Kuşalgukta Ediz ile savaştık. Kül
Tigin Az yağızına binip, atılarak hücum edip bir eri mızrakladı. Dokuz eri
çevirerek vurdu. Ediz kavmi orda öldü. Üçüncü olarak Bolçuda Oğuz ile savaştık.
Kül Tigin Azman akına binip hücum etti, mızrakladı. Askerini mızrakladık, ilini
aldık. Dördüncü olarak Çuş başında savaştık. Türk milleti ayak titretti. Perişan
olacaktı. İlerleyip gelmiş ordusunu Kül Tigin püskürtüp, Tongradan bir boyu,
yiğit on eri Tonga Tigin mateminde çevirip öldürdük. Beşinci olarak Ezginti
Kadız'da Oğuz ile savaştık. Kül Tigin Az yağızına binip hücum etti. İki eri
mızrakladı, çamura soktu. O ordu orda öldü. Amga kalesinde kışlayıp ilk
baharında Oğuza doğru ordu çıkardık. Kül Tigini evin başında bırakarak, müdafaa
tedbiri aldık. Oğuz düşman, merkezi bastı. Kül Tigin öksüz akına binip dokuz eri
mızrakladı, merkezi vermedi. Annem hatun ve analarım, ablalarım, gelinlerim,
prenseslerim, bunca yaşayanlar cariye olacaktı, ölenler yurtta yolda yatıp
kalacaktınız. Kül Tigin olmasa hep ölecektiniz. Küçük kardeşim Kül Tigin vefat
etti. Kendim düşünceye daldım. Görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi
oldu. Kendim düşünceye daldım. Zamanı Tanrı yaşar. İnsan oğlu hep ölmek için
türemiş. Öyle düşünceye daldım. Gözden yaş gelse mani olarak, gönülden ağlamak
gelse geri çevirerek düşünceye daldım. Müthiş düşünceye daldım. İki şadın ve
küçük kardeş yeğenimin, oğlumun, beylerimin, milletimin gözü kaşı kötü olacak
diyip düşünceye daldım. Yasçı, ağlayıcı olarak Kıtay, Tatabı milletinden başta
Udar general geldi. Çin kağanından İsiyi Likeng geldi. On binlik hazine, altın,
gümüş fazla fazla getirdi. Tibet kağanından vezir geldi. Batıda gün batısındaki
Soğd, İranlı, Buhara ülkesi halkından Enik general, Oğul Tarkan geldi. On Ok
oğlum Türgiş kağanından Makaraç mühürdar, Oğuz Bilge mühürdar geldi. Kırgız
kağanından Tarduş İnançu Çor geldi. Türbe yapıcı, resim yapan, kitâbe taşı
yapıcısı olarak Çin kağanının yeğeni Çang general geldi.
Kuzeydoğu Yüzü:
Kül
Tigin koyun yılında on yedinci günde uçtu. Dokuzuncu ay, yirmi yedinci günde yas
töreni tertip ettik. Türbesini, resimini, kitâbe taşını maymun yılında yedinci
ay, yirmi yedinci günde hep bitirdik. Kül Tigin kendisi kırk yedi yaşında bulut
çöktürdü ... Bunca resimciyi Tuygut vali getirdi.
Güneydoğu Yüzü:
Bunca
yazıyı yazan Kül Tiginin yeğeni Yollug Tigin, yazdım. Yirmi gün oturup bu taşa,
bu duvara hep Yollug Tigin, yazdım. Değerli oğlunuzdan, evlâdınızdan çok daha
iyi beslerdiniz. Uçup gittiniz. Gökte hayattaki gibi ...
Güneybatı Yüzü:
Kül
Tiginin altınını, gümüşünü, hazinesini, servetini, dört binlik at sürüsünü idare
eden Tuygut bu ... Beyim prens yukarı gök ... taş yazdım. Yollug Tigin.
Batı Yüzü:
Batıdan Soğd baş kaldırdı. Küçük kardeşim Kül Tigin ... için, öle yite işi gücü
verdiği için, Türk Bilge Kağanı, nezaret etmek üzere, küçük kardeşim Kül Tigini
gözeterek oturdum. İnançu Apa Yargan Tarkan adını verdim. Onu övdürdüm.
|