|
|
19 mayıs
2007'den tarihinden itibaren yukarıdaki
sayfa izlenimi aldık.
|
|
 |

|
 |
 |
|

|

.jpg)
| Çin Esareti ve
Bağısızlık Denemeleri: Büyük Kahraman Kürşad (630-680)Tai-tsung’un
kendini “Türkler’in Gök-Kaganı” ilan ettiği 630 senesi Doğu Gök-Türk
istiklalinin sonu kabul edilmiştir. Hakanlığa bağlı kabileler ve yabancı
topluluklar dağılıyor, Gök-Türk prensleri etraflarına kuvvet toplayabilecek
kimseler olmadıklarından, herkes başının çaresine bakıyor, Türkler Çin’e
sığınıyorlardı. Gerçi Aşına ailesinden “kağan”lar birbirini takip etmekte idi,
fakat bunlar artık Çin sarayının emrinde, sadakat ziyaretleri yapan, hediyeler
sunan, imparatorlardan türlü ünvanlar alan birer kukla idiler. Gök-türkler’in
acıklı durumunu, Çin sarayında Türkler’e karşı ne yapılabileceği hususunda,
İmparator huzurunda cereyan eden münakaşalardan anlamak mümkündür. Neticede
kuzey Çin’in Sed boyunda “6 eyalet” bölgesinde Türkler’in yerleştirilmesi
kararlaştırıldı. Bu suretle belki Türkler’in Çinlileşeceği umuluyordu. Fakat
680’e kadar geçen 50 yıl devamınca, Türk milleti kendini unutmadı, ilini, örf ve
âdetlerini korudu, tarihin şanlı hatıralarını ruhunda yaşadı. Bu arada ufak
çapta başkaldırmalar oluyordu. Mesela Aşına ailesinden bir prensin Altaylar’da
Türk hakanlığını ihya çalışması (646-649), yine Gök-Türk hükümdarları soyundan
Tu-çi’nin on-ok’ların başında “kağan” ilan edilerek, (676-678), Çin’e karşı
Tibetlilerle ittifak etmesi... Çinliler tarafından şiddetle bastırılan bu
hareketler arasından en çok hayret verici olan, 639 yılında Kür-şad’ın ihtilal
teşebbüsüdür. |
| Esaret yılları ve Kür-Şad İhtilâli |
| Doğu Türk Hakanlığını yıkan
ve kağan soyundan olanları başkentlerine götürüp bunlara kontrol altında
tutabilecekleri görevler veren Çinliler, Türklerden tamamen kurtulmak için Türk
halkını yok etmeyi, Çinlileştirmeyi düşündüler. Onun için Türklerin büyük bir
bölümünü Çin Seddi boyuna yerleştiler. Fakat bu baskı Türklerin direncini
arttırmaktan başka bir işe yaramadı. Dillerine, örf ve âdetlerine sımsıkı
sarıldılar, öç almak için bilendiler. Elli yıl süren esaret hayatında fırsat
buludukça baş kaldırlar. Bu baş kaldırmalardan biri Türk tarihinin altın
sayfalarını oluşturur ve "Kür-Şad İhtilali" olarak anılır. Türk Prensi Kür-Şad,
eski Türk kağanlarından Çuluk'un küçük oğlu idi. Çin İmparatorunun saray muhafız
kıtasında görevli bulunuyordu. O sırada Çin İmparatoru Tang sülalesinden Tay-Çung
idi. Kür-Şad, otuz dokuz arkadaşı ile, Türk devletini diriltmek, esaretten
kurtarmak için gizli bir ihtilal komitesi kurmuştu. Son derece vatansever,
cesur, güçlü ve keskin nişancı olan kırk kişi bir darbe planı hazırladılar.
İmparator Tay-Çung, bazen hükümdar kıyafetiyle bahçede, bazen de geceleri
kıyafet değiştirerek şehirde tek başına dolaşmaya çıkardı. Onu yakalayıp Türk
illerine kaçıracak, Çin sarayında esir bulunan Türk soyluları ve Çin işgalindeki
Türk toprakları ile takas edeceklerdi. Sonra da bütün Türkleri
ayaklandıracaklardı. 40 Türk genci için Çin imparatorunu kaçırmak zor değildi.
Gizli komite o gece imparatorun saraydan çıkacağını haber almış, birbirlerine
harekete geçeceklerini bildirmişlerdi. Kür-Şad'ın arkadaşları, görevlerini
bırakarak kararlaştırılan yere geldiler. Fakat, o gece ansızın büyük bir fırtına
patlak verdi ve imparator sarayından çıkmadı. Planı ertelemek tehlikeliydi.
Çünkü görevden ayrıldıkları anlaşılacak, ihtilal hazırlığı duyulacaktı. Bu,
bütün esir Türklerin kılıçtan geçirilmesine sebep olabilirdi. Onun için 40 Türk
yiğidi, imparatorun çıkmasını beklemeden sarayı bastılar. Yüzlerce saray
muhafızını öldürdüler. Ancak, kaçıp kurtulanların haber vermesi üzerine Çin
ordusu saraya doldu. Bu durumda imparatoru kaçıramazlardı. Kür-Şad, sarayı
terketmek, planın ikinci kısmını uygulamak, yani "saray ahırına hücum" emrini
verdi. 40 yiğit ahırdaki muhafızları ve seyisleri de öldürerek atlara binip
şehir dışına sürdüler. Fakat bütün bir ordu peşlerindeydi. Şehir yakınındaki Vey
Irmağı'na gelince mecburen durdular.Derhal cephe alıp savaş durumuna
geçtiler.Burada da yüzlerce Çin askerini öldürdüler. Ordu çok kalabalıktı. Türk
yiğitleri kanlarının son damlasına kadar vuruşarak can verdiler. İhtilal
başarılamadı ama, esir Türklerin gönlündeki hürriyet ateşi büyüdü büyüdü ve
dalga dalga bütün Türk illerine dağıldı. Bu olay 639 yılında olmuştu. İhtilâl
ateşi 41 yıl sönmeyecek ve 41. yılda bağımsızlıklarını kazanacaklardı.
|
|
 |
|
 |
|
bafraturkavhotmail..com
|
 |
|

|